Glory Box

Çocukluğumda teknolojik anlamda ev hep dolu olurdu. Babamın hi-fi seti, Bang&Olufsen pikap, teyp, radyo, plaklar ve kasetler… Tümünü İngiltere’deki evinden getirmiş olduğunu sanıyorum. Tabi o zamanlar benim için zamanına göre bu kadar zengin bir içerik ilgimi çekmiyordu.


Televizyonda Emret Başbakanım dizisi yayınlanırken babam radyonun başına geçer ve tabi ki yine B&O marka kulaklıklarını takar, dizinin orijinal dilini yayınlayan TRT kanalını açar oradan dinlerdi. Southampton’da geçirdiği seneleri özlüyor ve böyle rahatlıyordu sanırım.


Zaman geçtikçe bu uzay üssüne karşı benim de ilgim artmaya başladı. Özellikle 90’larda özel radyoların çıkışı ile evde bu sistemden dinlemeye başladım kanalları. Bir yandan da müzikte kendi ilgi alanımı oluşturduğum senelerdi o yıllar. Kaset almaya başlayıp arkadaşlar arasında kaset kopyaladığımız zamanlardı o yıllar.


Uzun yılların getirdiği kaset ve CD birikimi raflara sığmaz olmuştu. Açılan her çekmecede özenle dizilmiş CD’leri, kasetleri bulabilirdiniz. Yerli prodüksiyonlar, yabancı prodüksiyonlar, radyodan kayıtlar, televizyondan kayıtlar…


Bugün, uzun zamandır büyük saklama kaplarının içinde duran bu koleksiyonu evde raflara dizmeye karar verdim. Doğru bir karar olup olmadığını sorguluyorum şu an. 2 saat geçti ve yerli yabancı ayıklaması henüz bitmedi bile. Her açtığım kaptan çocukluğumu, gençliğimi okuduğum bir yolculuğa çıktım. İlk aldığım CD “Bon Jovi – Keep The Faith” , ilk hediye edilen CD “Guns and Roses – Knock in On Heavens’s Door – Single – Tribute To Freddie Mercury Webley Stadium Live Concert”…


Tüm bu CD ve kaset yığını içerisinde babamın kaydettiği kasetleri de bulup ayrı bir yere koyuyordum. Birdenbire farkına vardım ki, seneler boyunca bu kasetleri ayrı bir yere koyup özenle saklıyordum ama şimdiye kadar hiçbirini dinlemedim. Bunu neden yapmadığımı uzun uzun düşünürken buldum kendimi. Baktım benim halet-i ruhiye çok derin ve ciddi bir vicdan hesaplaşmasına gidiyor. Ama bir yandan da içimde hazinenin yerini bulmuş bir insanın heyecanı vardı.


Babamı 9 yaşımda kaybettiğim için çok kısıtlı anılarım var onun hakkında. Fotoğraf albümlerindeki fotoğraflardan ve çocukluğumdaki birkaç anıdan öteye gitmiyor. Elimin altındaki kasetlerin çoğu babamın radyodan, televizyondan kaydettiği kasetlerdi. Böylece onun müzikal zevki hakkında çok önemli bilgiler edinebileceğim. Çünkü o benim için, sahip olduğu geniş klasik müzik plak koleksiyonu ile iyi bir klasik müzik dinleyicisi.


Bir adet kaset aldım ve teybe yerleştirdim. Aklımda çalacak parçaların da klasik müzik olacağıydı ama öyle olmadı. Albano Romina Power, Autobahn, Air Supply, ABC… Duyduklarım beni o kadar mutlu etti ki…Babamın 80’lerdeki modern müzikteki seçkilerini de öğrenmiş oluyorum.


Ve tabi ki bir baba olarak bu deneyim aklıma D.’nin de benim koleksiyonumu ne zaman dinleyeceği, biriktirdiklerimi ne zaman merak edeceği sorusunu getirdi. O da benim gibi 39 sene sonra bir define mi keşfedecekti? Sanırım en güzeli keşfetmesine, vicdanı ile konuşmasına gerek kalmadan bolca vakit geçirmek ve ilk ağızdan anlatmak, birlikte deneyimlemek, birlikte dinlemek.

©2023