Karabatak Olmak

Geçenlerde bir arkadaşım benim için “O karabataktır. Bir var olur, bir bakarsın yok olmuş.” eleştirisinde bulunmuş. Tabi bunu söylerken kabullenmişlikten daha çok eleştiri olarak dile getirmiş. Eleştiri tarafı olunca şaşırmadım değil aslında. Ortadan kaybolmanın nesi kötü olabilir ki? Ya da nesi eleştirilecek kadar olumsuz bir davranış olabilir ki?


Öncelikle arkadaşımın tespitine katıldığımı söylemem gerekiyor. Evet öyleyim, bazen görünür olurum, sosyal olurum, sonra ortadan kaybolurum, kimseyi aramam ya da sormam. Bu tek taraflı bir şey de değil üstelik, kimsenin bana ulaşmasını, benden haber almasını da istemem. Bir nev-i özgürlük düşkünlüğü olarak görüyorum bunu. Yay burcu olarak özelliklerini gösterdiğim davranışlardan biri de bu tabi; özgürlüğüne düşkün olmak. Bir şeylerin beni sınırlandırdığını düşünüyorsam hemen özgürlüğe bir kapı arıyorum ve o durumdan, ortamdan hızlıca uzaklaşıyorum. Kimi arkadaşım bunu asosyallik olarak yorumluyor ama öyle değil aslında…çünkü öyle bir niyetle yapılmıyor.


En sevdiğim şeylerden biri fotoğraf çekmektir. Yakın çevremin çok iyi bildiği bu hobim beni en mutlu eden aktivitelerden biridir. Uzun zamandan beri çektiklerimi Instagram’dan paylaşıyordum. Paylaşma pratiğinden de, fotoğraflardan da, fotoğrafların altına yazdığım yazılardan da çok keyif alıyordum. Sonra bir gün bu paylaşımların benim özgür dünyamı kısıtladığını düşündüm. İnsanlar bu fotoğraflardan nerelere gittiğimi, neler yaptığımı, nelere ilgi duyduğumu, neleri sevdiğimi okuyabiliyorlardı. Kendi hayatımı bu kadar açmanın beni kısıtladığı düşüncesi ile Instagram hesabımı dondurdum. Şu an daha özgür hissediyorum.

İnsanların hayatında var olup olmamak da bunun gibi bir şey. Kimsenin derdini dinlemek, kendi derdimi de anlatmak zorunda olmadığım, kimsenin mutluluğunu kutlamak, kendi mutluluklarıma da onları mecbur bırakmamak istemediğim zamanlar oluyor. Kendimin bana ait olduğu bu zamanları da seviyorum üstelik. Öyle inzivaya çekilmiş bohem sanatçılar gibi de bir hayat sürmüyorum üstelik. Dışarı çıkıp kendi başıma yaptığım her şeyden mutlu olabiliyorum.


Çokça duyduğum şey “Gün gelir o insanlara ihtiyaç duyarsın.” cümlesi oluyor. Bu yorum da çok eğlendiğim yorumlardan biri. Kimseyi azarladığım, yüzüne kapı çarptığım yok ki. Var sayın Avustralya’ya taşındım ve doğum gününüze, partinize katılamıyorum. Var sayın aramak istediğinizde kendinize “Dur ya aramayayım. Şimdi orada sabahın 3’ü uyandırmayayım adamı” demek zorunda kalıyorsunuz.


Bu durumu kabullenmek çok daha iyi aslında insanlar açısından. Yoksa zaten konuşmak istemeyen birine “Eee. Ne yaptın?” diye soracak olanlara içimden “Sana ne!” cevabı vermek isterken zoraki bir nezaketle “Hiç.” deyip geçeceğim. Çifte yalanın böylesi… Boş verin kabullenin. Bazı insanlar bazen ya da her zaman hayatlarını başkalarına açmak istemeyebilirler ve sizin de hayatınızı merak etmiyor olabilirler.


Karabatak olmak bana kalırsa daha samimi ve dürüst bir ilişki biçimini de yanında getiriyor. Ortaya çıktığınız zaman sizden kopmamış olanlar ya da sitem etmeyenler empati kurmuş olanlar oluyor. Sizi bu halinizle kabul etmiş olanlar oluyor. Gidenler, küsenler, trip atanlar da ilişkinizin çıkar tarafından beslenemediği için rahatsızlık duyanlar oluyor.


Benden size tavsiye…bir karabatağa kızmayın. Kızıyorsanız bilin ki muhtemelen sizden daha fazla kendine yetiyor, güçlü ve eğleniyor demektir. Onun adına mutlu olun.

©2023